I. Giriş: Aşırı Yararlanma (Gabin) Kavramı
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 28. maddesinde düzenlenen Aşırı Yararlanma (Gabin) , iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde sözleşme adaletini korumayı amaçlayan temel bir hukuki kurumdur. Gabin, bir tarafın zayıf durumundan (zorda kalma, düşüncesizlik, tecrübesizlik) yararlanılarak, edimler arasında açık oransızlık yaratılması durumunu ifade eder.
Örnek: Teknik bilgi gerektiren bir konuda A’nın tecrübesizliğinden faydalanılarak, gerçek değeri 1.000 TL olan bir ürünün 2.000 TL’ye satılması aşırı yararlanmaya örnektir.
II. Aşırı Yararlanmanın Hukuki Niteliği ve İrade Bozukluklarından Farkı
Gabin, sıklıkla karıştırılsa da, Kanun koyucu tarafından irade bozuklukları (hata, hile, ikrah) içerisinde düzenlenmemiştir. Aşırı yararlanma, TBK’da sözleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamalar bölümünde ve irade bozukluklarından önce yer almaktadır.
III. Aşırı Yararlanmanın (Gabinin) Üç Temel Koşulu
Aşırı yararlanmanın varlığından söz edilebilmesi için, metinde de belirtildiği üzere, üç temel koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
1. Objektif Koşul: Edimler Arasında Açık Oransızlık
Bu koşul, sözleşmenin yapıldığı an itibariyle , tarafların edimleri arasında göze çarpan, fahiş bir dengesizliğin bulunmasını gerektirir. Oransızlığın, sözleşme kurulduktan sonra (sonraki bir tarihte) gerçekleşmesi gabin sayılmaz.
2. Sübjektif Koşul: Zarar Görenin Özel Durumundan Yararlanma
Bu, edimler arasındaki oransızlığın, zarar gören tarafın zayıf bir noktasından faydalanılarak yaratılmış olmasıdır. Zarar görenin özel durumu, Kanunda üç alternatifli olarak sayılmıştır:
Zor Durumda Kalma : Mali sıkıntı, darboğaz veya ülkedeki ekonomik kriz sebebiyle darda kalma hali. Tacirler için tecrübesizlik veya düşüncesizlik ileri sürülemezken, zor durumda kalma hali ileri sürülebilir.
Düşüncesizlik : Kişinin, yaptığı hukuki işlemin olası sonuçlarını yeterince düşünememesi veya umursamamasıdır.
Tecrübesizlik (Deneyimsizlik): Özellikle teknik konularda bilgi veya iş hayatı deneyiminden yoksunluk hali.
Bu üç durumdan yalnızca birinin varlığı yeterlidir; üçünün bir arada bulunması şart değildir.
3. Sömürme Kastı
Aşırı yararlanmanın söz konusu olabilmesi için, karşı tarafın, zarar görenin özel durumunu bilerek ve bu durumdan yararlanmak kastıyla (sömürme kastı) hareket etmiş olması şarttır. Diğer bir ifadeyle, objektif ve sübjektif koşulların kasten yaratılmış olması gerekir.
V. Aşırı Yararlanmanın Hukuki Sonuçları ve Hak Düşürücü Süreler
Gabin durumunda zarar gören tarafa, Türk Borçlar Kanunu iki önemli seçimlik hak tanır:
Sözleşmeyi İptal Etme Hakkı: Zarar gören, sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek (bozucu yenilik doğuran hak), vermiş olduğu edimin geri verilmesini isteyebilir.
Oransızlığın Giderilmesini İsteme Hakkı: Zarar gören, sözleşmeyi iptal etmek yerine sözleşmeye bağlı kalarak, edimler arasındaki oransızlığın hakkaniyete uygun biçimde düzeltilmesini talep edebilir (değiştirici yenilik doğuran hak)
Hak Düşürücü Süreler (TBK m. 28/II)
TBK Madde 28: Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.
V. SONUÇ VE ÖZET
Aşırı yararlanma (Gabin), sözleşme adaletini tehdit eden ve zayıf konumdaki bireyleri koruyan hayati bir hükümdür. TBK 28 hükmü, objektif (açık oransızlık) ve sübjektif (zayıf durumdan sömürme kastıyla yararlanma) koşulları bir arada arayarak, sömürüyü engellemeyi amaçlar. Zarar görenlerin, hak düşürücü sürelere dikkat ederek (bir yıl ve beş yıl) sözleşmeyi iptal etme veya edimler arası dengeyi sağlama hakkını kullanmaları mümkündür.
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 28. maddesinde düzenlenen Aşırı Yararlanma (Gabin) , iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde sözleşme adaletini korumayı amaçlayan temel bir hukuki kurumdur. Gabin, bir tarafın zayıf durumundan (zorda kalma, düşüncesizlik, tecrübesizlik) yararlanılarak, edimler arasında açık oransızlık yaratılması durumunu ifade eder.
Örnek: Teknik bilgi gerektiren bir konuda A’nın tecrübesizliğinden faydalanılarak, gerçek değeri 1.000 TL olan bir ürünün 2.000 TL’ye satılması aşırı yararlanmaya örnektir.
II. Aşırı Yararlanmanın Hukuki Niteliği ve İrade Bozukluklarından Farkı
Gabin, sıklıkla karıştırılsa da, Kanun koyucu tarafından irade bozuklukları (hata, hile, ikrah) içerisinde düzenlenmemiştir. Aşırı yararlanma, TBK’da sözleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamalar bölümünde ve irade bozukluklarından önce yer almaktadır.
III. Aşırı Yararlanmanın (Gabinin) Üç Temel Koşulu
Aşırı yararlanmanın varlığından söz edilebilmesi için, metinde de belirtildiği üzere, üç temel koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
1. Objektif Koşul: Edimler Arasında Açık Oransızlık
Bu koşul, sözleşmenin yapıldığı an itibariyle , tarafların edimleri arasında göze çarpan, fahiş bir dengesizliğin bulunmasını gerektirir. Oransızlığın, sözleşme kurulduktan sonra (sonraki bir tarihte) gerçekleşmesi gabin sayılmaz.
2. Sübjektif Koşul: Zarar Görenin Özel Durumundan Yararlanma
Bu, edimler arasındaki oransızlığın, zarar gören tarafın zayıf bir noktasından faydalanılarak yaratılmış olmasıdır. Zarar görenin özel durumu, Kanunda üç alternatifli olarak sayılmıştır:
Zor Durumda Kalma : Mali sıkıntı, darboğaz veya ülkedeki ekonomik kriz sebebiyle darda kalma hali. Tacirler için tecrübesizlik veya düşüncesizlik ileri sürülemezken, zor durumda kalma hali ileri sürülebilir.
Düşüncesizlik : Kişinin, yaptığı hukuki işlemin olası sonuçlarını yeterince düşünememesi veya umursamamasıdır.
Tecrübesizlik (Deneyimsizlik): Özellikle teknik konularda bilgi veya iş hayatı deneyiminden yoksunluk hali.
Bu üç durumdan yalnızca birinin varlığı yeterlidir; üçünün bir arada bulunması şart değildir.
3. Sömürme Kastı
Aşırı yararlanmanın söz konusu olabilmesi için, karşı tarafın, zarar görenin özel durumunu bilerek ve bu durumdan yararlanmak kastıyla (sömürme kastı) hareket etmiş olması şarttır. Diğer bir ifadeyle, objektif ve sübjektif koşulların kasten yaratılmış olması gerekir.
V. Aşırı Yararlanmanın Hukuki Sonuçları ve Hak Düşürücü Süreler
Gabin durumunda zarar gören tarafa, Türk Borçlar Kanunu iki önemli seçimlik hak tanır:
Sözleşmeyi İptal Etme Hakkı: Zarar gören, sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek (bozucu yenilik doğuran hak), vermiş olduğu edimin geri verilmesini isteyebilir.
Oransızlığın Giderilmesini İsteme Hakkı: Zarar gören, sözleşmeyi iptal etmek yerine sözleşmeye bağlı kalarak, edimler arasındaki oransızlığın hakkaniyete uygun biçimde düzeltilmesini talep edebilir (değiştirici yenilik doğuran hak)
Hak Düşürücü Süreler (TBK m. 28/II)
TBK Madde 28: Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.
V. SONUÇ VE ÖZET
Aşırı yararlanma (Gabin), sözleşme adaletini tehdit eden ve zayıf konumdaki bireyleri koruyan hayati bir hükümdür. TBK 28 hükmü, objektif (açık oransızlık) ve sübjektif (zayıf durumdan sömürme kastıyla yararlanma) koşulları bir arada arayarak, sömürüyü engellemeyi amaçlar. Zarar görenlerin, hak düşürücü sürelere dikkat ederek (bir yıl ve beş yıl) sözleşmeyi iptal etme veya edimler arası dengeyi sağlama hakkını kullanmaları mümkündür.