Engelli ÖTV Muafiyeti Araç Alım Süresi ve Danıştay Durdurma Kararı Değerlendirmesi

Engelli ÖTV Muafiyeti Araç Alım Süresi ve Danıştay Durdurma Kararı Değerlendirmesi
GİRİŞ VE YASAL ÇERÇEVE

Vergi hukukunun temel prensiplerinden biri olan belirlilik ilkesi ve anayasal güvence altındaki hukuk devleti niteliği, bireylerin mevzuat hükümlerine güvenerek tesis ettikleri hukuki işlemlerin sonradan yürürlüğe giren aleyhe düzenlemelerle sakatlanmamasını emreder. Bu ilkenin en somut ve güncel tezahürlerinden biri, engelli bireylerin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) istisnası kapsamında taşıt iktisabına ilişkin yasal rejimin değiştirilmesi sürecinde gündeme gelmiştir.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca; engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler ile bizzat kullanma amacıyla engeline uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engellilerin binek otomobili ve belirli motorlu taşıtları ilk iktisabı, uzun yıllar boyunca "beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere" vergiden müstesna tutulmuştur. Bu yasal kural uyarınca istisnadan faydalanılarak iktisap edilen taşıtlar, iktisap tarihinden itibaren beş yıllık sürenin tamamlanmasından sonra herhangi bir vergi yükü doğmaksızın serbestçe devredilebilmekte ve hak sahipleri yeniden istisnadan faydalanarak yeni bir taşıt iktisap edebilmekteydi.

Ne var ki, 27/12/2024 tarih ve 32765 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7537 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 4760 sayılı Kanun'un 7. maddesinde köklü bir değişikliğe gidilmiş; bahse konu istisnadan yararlanma süresi beş yıldan on yıla çıkarılmıştır. Söz konusu yasa metninde istisna süresi uzatılırken, iktisap edilen taşıtın beş yıl sonra satılması veya devredilmesine ilişkin rejimde bir değişikliğe gidilmemiş ve en önemlisi, mevcut hak sahiplerinin statüsünü düzenleyen herhangi bir geçiş kuralına yer verilmemiştir.

Yasama organının yaptığı bu süre değişikliğinin akabinde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 15/01/2025 tarih ve 32783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ yürürlüğe konulmuştur. Tebliğin 9. maddesi ile genel tebliğ metnindeki süre ibareleri kanunla uyumlu olarak "on yıl" şeklinde güncellenmiştir. Asıl hukuki uyuşmazlık konusu ise Seri No: 14 Tebliğ'in 10. maddesiyle ihdas edilmiştir. Tebliğin (IV/G/1.3) bölümünün sonuna eklenen söz konusu fıkrada: "Ancak Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtın, ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra satışı veya devri, taşıtın ilk iktisap tarihinden on yıl geçmedikçe malul ve engelliye istisnadan tekrar yararlanma hakkı sağlamaz." hükmü yer almaktadır.

Bu idari düzenleme ile; kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 27/12/2024 tarihinden önce yürürlükteki mevzuat uyarınca beş yıllık bekleme süresini tamamlamış, aracını satarak hukuki sürecini nihayete erdirmiş ve mevzuat gereği yeni araç alma statüsüne girmiş bireyler de geriye dönük biçimde on yıllık süre tahdidinin kapsamına alınmıştır. İdare, kanunda açık bir geriye yürüme veya aleyhe geçiş hükmü bulunmamasına rağmen, tebliğ marifetiyle meri hukuka güvenerek işlem yapmış bireylerin tamamlanmış hukuki işlemlerini yok saymış ve fiilen engelli bireyleri araçsız bırakacak bir hukuki açmaz yaratmıştır.

DANIŞTAY 7. DAİRESİNİN ESAS NO: 2025/400 SAYILI KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yürürlükteki mevzuata uygun biçimde 2019 yılında istisnadan faydalanarak taşıt iktisap eden, yasal beş yıllık süreyi geçirdikten sonra 16/09/2024 tarihinde aracını elden çıkaran ve yeni araç iktisabı araştırması yaparken kanun değişikliği ile idari tebliğin yürürlüğe girmesi üzerine hak mahrumiyetine uğrayan bir engelli yurttaş tarafından açılan davada, Danıştay 7. Dairesi Esas No: 2025/400 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemini karara bağlamıştır.

Mahkemenin Esas Aldığı Hukuk İlkeleri

Danıştay 7. Dairesi, idari işlemin yürütmesini durdururken vergi hukukunun ve anayasal düzenin en temel ilkelerine atıfta bulunmuştur. Bu temel ilkeler;

Hukuki Güvenlik ve Belirlilik İlkesi: Bireylerin meri mevzuata güvenerek yaptıkları tasarrufların, sonradan öngörülemeyecek aleyhe kurallarla sakatlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Geçmişe Etkili Müdahale Yasağı: Yeni yasal düzenlemeler yürürlük tarihlerinden sonraki işlemlere sirayet eder; geçmişte tamamlanmış olay ve statüleri ortadan kaldıramaz.

Sosyal Devlet İlkesi ve Uluslararası Sözleşmeler: Anayasa'nın 61. maddesindeki engellilerin korunması ödevi ile BM Engellilerin Haklarına Dair Sözleşme’nin kişisel hareketliliğe ilişkin hükümleri uyarınca, engelli bireylerin ulaşım haklarından mahrum bırakılmasının telafisi güç zararlar doğuracağı vurgulanmıştır.

Kararın Uygulanması ve Hak Sahiplerinin Durumu,

Danıştay 7. Dairesinin verdiği yürütmeyi durdurma kararı, vergi dairelerinin mevcut uygulamaları üzerinde doğrudan hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

27/12/2024 Öncesinde Aracını Satanlar: Belirtilen tarihten önce yasal 5 yıllık süresini doldurup aracını satmış olan malul ve engelli vatandaşlar, yeni getirilen 10 yıllık süreyi beklemek zorunda değildir. Bu durumdaki hak sahipleri ÖTV muafiyetinden yararlanarak yeniden araç iktisap etme hakkına sahiptir.

İdarenin Karara Uyma Zorunluluğu: İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 28. maddesi uyarınca idare, yargı kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmekle yükümlüdür. Bu süre kararın tebliğinden itibaren 30 günü geçemez.

Tebliğin ilgili maddesi uyarınca vergi dairesinden yazılı ret cevabı alan veya başvurusu askıda kalan ilgililer, hak kaybına uğramamak adına yasal süreleri içerisinde vergi mahkemelerinde dava ikame etme hakkını haizdir. Danıştay'ın bu kararı, açılacak davalar açısından önem arz etmektedir.

Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde paylaşılan yazı tamamen akademik ve bilgilendirici amaçlarla kaleme alınmıştır. Metinde yer alan ifadeler yazarın şahsi kanaatlerini yansıtmakta olup, taraflar arasında bir vekalet ilişkisi veya hukuki danışmanlık taahhüdü oluşturmaz. Hukuki süreçlerin profesyonel bir destek alınmadan yürütülmesi telafisi güç zararlara yol açabileceğinden, somut olayınız için doğrudan bir avukata başvurmanız önerilir.