Eşler arasındaki evlilik birliğinin fiilen sona ermesine rağmen hukuken devam etmesi, uygulamada en çok karşılaşılan hukuki sorunlardan biridir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen "fiili ayrılık sebebiyle boşanma" kurumu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yakın tarihte verdiği önemli bir karar ile değişikliğe uğramıştır. Bu yazımızda, Anayasa Mahkemesi’nin 22/02/2024 tarihli, E.2023/116 ve K.2024/56 sayılı kararı çerçevesinde düzenlemenin gerekçesini, iptal nedenlerini ve hukuki sonuçlarını inceliyoruz.
1. Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma (TMK m. 166/4) Nedir?
Eski yasal düzenlemeye göre; herhangi bir boşanma sebebiyle açılan bir davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi hâlinde, eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılmakta ve eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilmekteydi. Bu maddenin temel amacı; hukuken sürdürülmesi imkânsız hâle gelen, fiilen bitmiş ve taraflar açısından bir beklentisi kalmamış evlilik birliğini sonlandırmaktı.
2. Anayasa Mahkemesi Maddeyi Neden İptal Etti?
Ankara 18. Aile Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi, TMK m. 166/4 hükmünü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Yüksek Mahkeme’nin iptal gerekçeleri şu üç temel başlıkta toplanmaktadır:
a. Yargılama ve Kesinleşme Sürelerinin Uzunluğu
Bir boşanma davasının açılması, delillerin toplanması, yerel mahkeme kararının verilmesi ve kanun yolları (istinaf ve temyiz) aşamalarının tamamlanması halihazırda uzun zaman almaktadır. Reddedilen davanın kesinleşmesinden sonra bir de 3 yıllık bekleme süresinin aranması, toplamda makul olmayan çok uzun bir sürece yol açmaktadır.
b. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı İhlali (Anayasa m. 20)
Anayasa Mahkemesi; evlilik birliğini yeniden kuramayan tarafların, red kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl boyunca boşanma hakkından mahrum bırakılmasını aşırı bir külfet olarak değerlendirmiştir. Bu durum, kişilerin kendilerini gerçekleştirme hakkını ve özel hayatın gizliliği ile aile hayatına saygı gösterilmesi hakkını kısıtlamaktadır.
c. Ölçülülük ve Orantılılık İlkesine Aykırılık (Anayasa m. 13)
Devletin aileyi koruma ödevi (Anayasa m. 41) bulunmakla birlikte, bu koruma ödevi bireylerin katlanamayacakları kadar uzun süre kâğıt üzerinde evli kalmaya zorlanması sonucunu doğurmamalıdır. AYM, ailenin korunması amacı ile bireyin temel hakları arasındaki makul dengenin bozulduğu sonucuna varmıştır.
3. İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
Anayasa Mahkemesi, iptal kararı neticesinde kanunda doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal etmemesi adına TBMM’ye yeni bir düzenleme yapması için zaman tanımıştır. Karar, 19 Nisan 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kararın yürürlüğe giriş tarihi ise yayımdan itibaren 9 ay sonrası, yani 19 Ocak 2025 olarak belirlenmiştir.
📌 GÜNCELLEME (Ağustos 2026): Fiili Ayrılık Süresinde Yeni Yasal Düzenleme
Anayasa Mahkemesi’nin 9 aylık erteleme süresinin ardından, yasa koyucu (TBMM) tarafından Türk Medeni Kanunu’nda beklenen yasal değişiklik yapılmıştır. Gerçekleştirilen kanun değişikliği ile TMK m. 166/4 hükmündeki 3 yıllık fiili ayrılık süresi 1 yıla indirilmiştir.
Reddedilen bir boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebi üzerine evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmektedir.
Önemli Not: 1 yıllık sürenin başlangıcı ilk boşanma davasının reddedildiği tarih değil; ret kararının üst mahkeme süreçleri (istinaf/temyiz) tamamlanarak kesinleştiği tarihtir. Hak kaybına uğramamak ve süre takibini doğru yapmak adına hukuki süreçlerin bir avukat rehberliğinde yürütülmesi önem taşımaktadır.
Yasal Uyarı (Disclaimer)
Bu internet sitesinde yer alan tüm yazılar, makaleler, hukuki analizler ve görseller yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kuralları ile Avukatlık Kanunu çerçevesinde reklam, teklif veya hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır.
Sitede sunulan bilgiler zaman içerisinde mevzuat değişiklikleri veya içtihat güncellemeleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir ya da somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sitede yer alan bilgilere dayanılarak hareket edilmesi durumunda doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Her somut hukuki uyuşmazlığın kendi özel şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden, hak kaybına uğramamak adına süreçlerin uzman bir avukat rehberliğinde yürütülmesi önemle tavsiye edilir.
1. Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma (TMK m. 166/4) Nedir?
Eski yasal düzenlemeye göre; herhangi bir boşanma sebebiyle açılan bir davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi hâlinde, eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılmakta ve eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilmekteydi. Bu maddenin temel amacı; hukuken sürdürülmesi imkânsız hâle gelen, fiilen bitmiş ve taraflar açısından bir beklentisi kalmamış evlilik birliğini sonlandırmaktı.
2. Anayasa Mahkemesi Maddeyi Neden İptal Etti?
Ankara 18. Aile Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi, TMK m. 166/4 hükmünü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Yüksek Mahkeme’nin iptal gerekçeleri şu üç temel başlıkta toplanmaktadır:
a. Yargılama ve Kesinleşme Sürelerinin Uzunluğu
Bir boşanma davasının açılması, delillerin toplanması, yerel mahkeme kararının verilmesi ve kanun yolları (istinaf ve temyiz) aşamalarının tamamlanması halihazırda uzun zaman almaktadır. Reddedilen davanın kesinleşmesinden sonra bir de 3 yıllık bekleme süresinin aranması, toplamda makul olmayan çok uzun bir sürece yol açmaktadır.
b. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı İhlali (Anayasa m. 20)
Anayasa Mahkemesi; evlilik birliğini yeniden kuramayan tarafların, red kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl boyunca boşanma hakkından mahrum bırakılmasını aşırı bir külfet olarak değerlendirmiştir. Bu durum, kişilerin kendilerini gerçekleştirme hakkını ve özel hayatın gizliliği ile aile hayatına saygı gösterilmesi hakkını kısıtlamaktadır.
c. Ölçülülük ve Orantılılık İlkesine Aykırılık (Anayasa m. 13)
Devletin aileyi koruma ödevi (Anayasa m. 41) bulunmakla birlikte, bu koruma ödevi bireylerin katlanamayacakları kadar uzun süre kâğıt üzerinde evli kalmaya zorlanması sonucunu doğurmamalıdır. AYM, ailenin korunması amacı ile bireyin temel hakları arasındaki makul dengenin bozulduğu sonucuna varmıştır.
3. İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
Anayasa Mahkemesi, iptal kararı neticesinde kanunda doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal etmemesi adına TBMM’ye yeni bir düzenleme yapması için zaman tanımıştır. Karar, 19 Nisan 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kararın yürürlüğe giriş tarihi ise yayımdan itibaren 9 ay sonrası, yani 19 Ocak 2025 olarak belirlenmiştir.
📌 GÜNCELLEME (Ağustos 2026): Fiili Ayrılık Süresinde Yeni Yasal Düzenleme
Anayasa Mahkemesi’nin 9 aylık erteleme süresinin ardından, yasa koyucu (TBMM) tarafından Türk Medeni Kanunu’nda beklenen yasal değişiklik yapılmıştır. Gerçekleştirilen kanun değişikliği ile TMK m. 166/4 hükmündeki 3 yıllık fiili ayrılık süresi 1 yıla indirilmiştir.
Reddedilen bir boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebi üzerine evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmektedir.
Önemli Not: 1 yıllık sürenin başlangıcı ilk boşanma davasının reddedildiği tarih değil; ret kararının üst mahkeme süreçleri (istinaf/temyiz) tamamlanarak kesinleştiği tarihtir. Hak kaybına uğramamak ve süre takibini doğru yapmak adına hukuki süreçlerin bir avukat rehberliğinde yürütülmesi önem taşımaktadır.
Yasal Uyarı (Disclaimer)
Bu internet sitesinde yer alan tüm yazılar, makaleler, hukuki analizler ve görseller yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kuralları ile Avukatlık Kanunu çerçevesinde reklam, teklif veya hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır.
Sitede sunulan bilgiler zaman içerisinde mevzuat değişiklikleri veya içtihat güncellemeleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir ya da somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sitede yer alan bilgilere dayanılarak hareket edilmesi durumunda doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Her somut hukuki uyuşmazlığın kendi özel şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden, hak kaybına uğramamak adına süreçlerin uzman bir avukat rehberliğinde yürütülmesi önemle tavsiye edilir.