Mirasçılardan Biri Satışa İzin Vermezse Ne Olur? (2026)

Mirasçılardan Biri Satışa İzin Vermezse Ne Olur? (2026)
Miras hukuku, mirasbırakanın vefatı sonrasında geride kalan malvarlığının (tereke) mirasçılar arasında nasıl bölüştürüleceğini düzenleyen hukuki disiplindir. Uygulamada mirasçılar arasında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar; sağlığında yapılan kazandırmaların terekeye iadesi, taşınmazların paylaşımında çıkan anlaşmazlıklar, paylaşma sözleşmelerinin geçerliliği ve mirastan yoksunluk hallerinden kaynaklanmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) yer alan emredici ve koruyucu hükümler doğrultusunda söz konusu uyuşmazlıklar düzenlenmiştir.

1. Para veya Sağlığında Verilen Mal Miras Payından Düşülür mü?
Mirasbırakanın sağlığında mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların mirasın paylaşılması sırasında göz önüne alınmasına "Mirasta Denkleştirme" denir.

Türk Medeni Kanunu m. 669 gereğince: "Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler."

• Altsoya Yapılan Kazandırmalarda Karine: Mirasbırakanın altsoyuna (çocukları, torunları) sağlığında çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri veya borçtan kurtarma gibi amaçlarla yaptığı karşılıksız kazandırmalarda aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirme asıldır (TMK m. 669/2). Mirasbırakan bu kazandırmanın denkleştirmeden muaf tutulmasını istemişse bunu açıkça beyan etmelidir.

• Denkleştirmeyle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen iade eder, dilerse değerini miras payına mahsup ettirebilir. Denkleştirme hesabı, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.

• Olağan hediyeler, evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler ile çocukların alışılmış ölçüleri aşmayan eğitim ve öğrenim giderleri denkleştirmeye tabi tutulmaz.

2. Mirasçılardan Biri Satışa İzin Vermiyor, Ne Yapılmalı?

Mirasbırakanın vefatı ile tereke üzerinde tüm mirasçılar arasında kendiliğinden bir "Elbirliği Mülkiyeti" (iştirak halinde mülkiyet) kurulur (TMK m. 640). Elbirliği mülkiyetinde mirasçılar tereke malları üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilirler. Mirasçılardan tek bir kişinin dahi rıza göstermemesi halinde taşınır veya taşınmaz bir malın satışı ya da devri imkansız hale gelir.

Bu kilitlenme durumunda izlenecek hukuki yollar kanunda şu şekilde düzenlenmiştir:

1. Paylaşma Davası ve Ortaklığın Giderilmesi: TMK m. 642/1 uyarınca; "Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir."

Mirasçılardan herhangi biri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak terekedeki malların aynen taksimini, bu mümkün değilse açık artırma yoluyla satılarak bedelinin paylaştırılmasını (izale-i şuyu) talep edebilir (TMK m. 642/2, m. 651).

2. Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi: TMK m. 644 uyarınca, bir mirasçı terekeye dahil mallar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi talebiyle Sulh Hakimi'ne başvurabilir. Hakim, diğer mirasçılara itirazlarını bildirmeleri için çağrıda bulunur. Haklı bir itiraz ileri sürülmezse veya süresi içinde paylaşma davası açılmazsa, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülür. Paylı mülkiyete geçildikten sonra her mirasçı kendi payı üzerinde serbestçe hukuki tasarrufta bulunabilir.

3. Mirasçılar Kendi Aralarında Sözleşme Yaparak Mirası Paylaşılabilir mi? – Miras Paylaşma Sözleşmesi Nedir?

Mirasçılar dava yoluna gitmeksizin terekeyi kendi aralarında anlaşarak da paylaşabilirler. Yasal veya atanmış mirasçıların terekedeki malları nasıl böleceklerini kararlaştırdıkları hukuki işleme Miras Paylaşma Sözleşmesi denir. TMK m. 676 uyarınca miras paylaşma sözleşmesinin geçerlilik şartları şunlardır:

• Yazılı Şekil Şartı: Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TMK m. 676/3). Adi yazılı şekilde yapılması geçerlilik için yeterlidir; noter onayı şart değildir (ancak ispat kolaylığı açısından noter tanzimi tercih edilebilir).

• Tüm Mirasçıların Katılımı: Sözleşmenin geçerli olabilmesi için terekedeki tüm mirasçıların veya temsilcilerinin oybirliği ile sözleşmeye katılması zorunludur.

• Aynen İntikal ve Mülkiyetin Geçişi: Yazılı paylaşma sözleşmesi yapılması ve payların fiilen teslim alınmasıyla mirasçılar birbirlerini bağlar (TMK m. 676/1). Taşınmaz varlıklarda yazılı paylaşma sözleşmesi tapu tescili için doğrudan hukuki sebep oluşturur.

4. Mirastan Yoksunluk Nedenleri Nelerdir?

Kanun koyucu, mirasbırakana veya onun son arzularına karşı ağır ve hukuka aykırı eylemlerde bulunan kişilerin mirasçı olmasını engellemiştir. Bu durum "Mirastan Yoksunluk" olarak adlandırılır. TMK m. 578 hükmüne göre, aşağıda sayılan kişiler mirastan yoksun kalırlar ve ölüme bağlı tasarrufla da hiçbir hak elde edemezler:

1. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler

2. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli bir şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler

3. Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya bundan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar veya engelleyenler

4. Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar

Mirastan Yoksunluğun Sonuçları:Mirastan yoksunluk emredici nitelikte olmakla birlikte, mirasbırakanın yoksunluğa neden olan kişiyi affetmesi halinde ortadan kalkar.

• Mirastan yoksunluk kişisel bir durumdur. TMK m. 579/1 uyarınca mirastan yoksunluk yalnız yoksun olanı etkiler. Mirastan yoksun olan kişinin altsoyu (çocukları, torunları), mirastan yoksun olan kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçı olmaya devam ederler (TMK m. 579/2).

Genel Değerlendirme
Miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda Hak düşürücü süreler, saklı pay oranları ve hakların usulüne uygun ileri sürülmesi önem taşır. Hak kaybına uğramamak adına her somut olayın Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan içerikler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri doğrultusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye veya danışmanlık niteliği taşımaz. Miras hukuku olayları somut olayın özelliklerine ve tereke durumuna göre değişiklik gösterebileceğinden, hak kaybına uğramamak adına hukuki destek alınması tavsiye olunur.